MEMLEKETİMDEN İNSAN MANZARALARI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
MEMLEKETİMDEN İNSAN MANZARALARI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Eylül 2013 Çarşamba

Bereketli Topraklar Üzerinde

Fotoğraflar Namık Koçak
Mitolojiden Günümüze Üzüm
Salihli'de üzüm kurutan köylülerle birlikteydik...

Tarih boyunca hep özel bir yere sahip olmuş, kutsanmış, bereketin simgesi olmuş.
Şaraba dönüşür, pekmez olarak kaynatılır, dalından koparılıp öylece yenir, kurutulur, 
pestil, bulama, lokum olarak  toprağımızdaki çok önemli hazinelerimizin başında gelir.
Türkiye Dünya'nın en önemli kuru üzüm üreticisi, her yıl 200 Bin Ton'un üzerinde
üzüm ihraç ediyoruz. Sadece geçen yıl 500 Milyon Dolar'lık üzüm ihracatı gerçekleşti.
Kuru üzüm, kuru kayısı ve kuru incirde toplam ihracat gelirimiz 1 Milyar Dolar'ı aşıyor
Dünya'da her yıl 1.2 Milyon Ton kuru incir üretiliyor ve bunun 300 Bin Ton'dan
fazlası Türkiye'nin. Türkiye'yi 300 Bin Ton'a yakın üretimle ABD izliyor,
ardından da 150'şer Bin Ton üretimle Çin ve İran geliyorlar.
Kuru Üzüm Ege köylüsünün en önemli gelir kaymakalrından, Ağustos ayı ortalarında
kurutmalık üzüm toplanmaya başlanıyor. Bağlardan toplanan üzümler, 
sudan geçirilip ilaçlardan arındırıldıktan sonra geniş alanlar yayılarak kurumaya bırakılıyor.
Ülkemizde 1200'ün üzerinde üzüm çeşidi bulunmakta, üretilen üzümün, % 10'u kurutulmaktadır.
İhracatta en çok tercih edilen cins çekirdeksiz Sultani üzümüdür. Kuru üzüm üretimi 
Manisa, Turgutlu, Salihli, Akhisar, Menemen, Mustafakemalpaşa, Çal ve Çivril'de yaygındır.
Bir protein ve karbonhidrat kaynağı olan kuru üzüm, içerdiği demir fosfat, kalsiyum
ve diğer minerallerle, A, B1, B2, B6 ve C vitaminleri nedeniyle Dünya'da büyük
 talep görmekte, önümüzdeki yıllarda organik gıda pazarının gözdesi olma yolundadır.

Gök Mavi, Yer Kırmızı
Bergama Kınık'ta her yer domates...

Kurutulmuş domates son yıllarda Ege köylüsünün en önemli ihraç ürünlerinden biri oldu.
Sadece yöre köylüsü değil, kurutma mevsiminde mevsimlik işçilerin de geçim kaynağı
oluyor domates. Uzaktan ya da yakından binlerce insan para kazanıyor domates işinden.
Domatesler kesilerek, araç ve çevre kirliliğini olmadığı alanlara yayılarak,kırağı ve 
nemden korumak için temiz bezler üzerinde 10 gün güneşin altında bırakılıyor.   
Domatesler 10 gün sonra toplanıp ambalajlanıyor  ve ihracat için hazır hale getiriliyor. 
Kadın erkek çoluk çocuk domates kesiyorlar gün boyu, kızgın güneşte. 
Yüzlerce dönüm alana serilen örtüler üzerinde domatesler güneşe bırakılıyor,
Uçsuz bucaksız Kınık ovası kıpkırmızı, gözalabildiğince domates her yerde.
Ülkemizde üretilen yıllık 25 Bin Ton kurutulmuş domatesin tamamına yakını
ihraç ediliyor. Türkiye'nin kurutulmuş domates ihracatından yıllık geliri 
80 Milyon Dolar. İhracatın %80'i ABD ve Avrupa Birliği ülkelerine yapılıyor.
Ülkemizde 330 Bin Dekar alanda domates ekiliyor ve 2.5 Milyon Ton ürün alınıyor. 
2 Milyon 250 Bin Ton sanayi domatesi olarak değerlendirilirken, 250 Bin Ton'u  
taze olarak pazara gidiyor, 1 Milyon 750 Bin Ton domates ise salça oluyor.


Güneşe Bakan Çiçekler
Güneşin çiçeklerinden sızan yağlar...

Ayçiçekleri onca güzelliğinin yanısıra Ülkemizin en önemli yağlık bitikilerin 
başında gelir ve yağlık ayçiçeği ekiminin %70'inden fazlası Trakya ve 
Marmara'da yapılır. Tüketimde de ayçiçek yağının  %70 payı vardır.
Ülkemizde ayçiçeği üretimi yıllık 900 Bin Ton'dur ve bundan da yaklaşık  
360 Bin Ton yağ üretilir. Türkiye'nin yıllık 650 Bin Ton ayçiçek yağı tükettiği 
gerçeğinden yola çıkarsak, ayçiçek yağı üretimi ihtiyacın çok gerisindedir. 
Ayçiçeği yağı üretiminde kendimiz yeterli bir ülke olamadığımız için, ithalatçı
olmaktan başka çaremiz kalmıyor ve 3 Milyar Dolar'lık bitkisel yağ ithalatımızın
Bir Milyarl Dolar'lık bölümünü ayçiçek yağı ithalatı oluşturuyor.

Devamını Oku >>

31 Ağustos 2013 Cumartesi

Kula Pazarında Kadınlar...

Fotoğraflar Namık Koçak
Üreten kadınlar...
Üreten, doğuran, büyüten, yaşamı omuzlayan kadınlarımız..
Kendi ürettiğini satarak kendi ekonomisini oluşturan,
kimseye muhtaç olmadan, başları dik duran kadınlarımız..
Kendi gücüne inanan, kendine yeten, ürettiğiyle geçinen kadınlarımız..


                               Ve kadınlar  

                              bizim kadınlarımız:  

                              korkunç ve mübarek elleri,  

                                      ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle  

                                      anamız, avradımız, yarimiz  
                             ve sanki hiç yaşamamış gibi ölen  
                             ve soframızdaki yeri öküzümüzden sonra gelen   
                             ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız  
                             ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki  
                             ve karasabana koşulan  
                             ve ağıllarda  
                             ışıltısında yere saplı bıçakların  
                             oynak, ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan  
                                      kadınlar  
                                                 bizim kadınlarımız 

                                             Nazım Hikmet



Kula pazarında her hafta, bağından bahçesinden, 
ağıldaki koyunundan ineğinden ürettikleriye tezgahlarını kurarlar..
Kazandıklarıyla, ihtiyaçlarını satın alır dönerler evlerine, köylerine..


Pazarlar Anadolu'da kadınların buluşma yeri, 
bir yanda ürettiklerini satarken, diğer yanda
uzun zamandır görmedikleri dostlarıyla buluşuyorlar..
Farklı köylere gelin gidenler pazarlarda hasret gideriyorlar.
Renkli buluşmalara sahne olur pazarlar Anadolu'da..




Devamını Oku >>