GÜNCEL etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
GÜNCEL etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Eylül 2013 Pazar

Devlet Suriye'ye füze atanla, halka gaz bombası atanı bir tuttu...

ÖDÜL SKANDALI

FÜZEYLE SURİYE HELİKOPTERİNİ DÜŞÜREN ASKERLE,
HALKINA GAZ BOMBASIYLA SALDIRAN POLİS BİR TUTULDU



Devamını Oku >>

Kaptan dalgalar arasında kayboldu, Devlet Kaptanın tutunamadığı kayalara kulp taktı...

ölüm ve Önlem

Suçlu bulunan Genel Müdüre

                    soruşturma izni vermeyen bakanlık,

önlem olarak kayalara kulp taktı...

Şile’de yardım çağrısı yapan geminin mürettebatını kurtarmaya giderken 

parçalanan botta ölen kaptan Cemil Özben, bilirkişi raporunda kusurlu bulundu. 

Kıyı Emniyeti’ndeki tüm yöneticilerle ilgili izin verilirken, Genel Müdür Salih Orakçı hakkında “Taksirle ölüme sebebiyet”ten başlatılan soruşturmaya 

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’ndan izin çıkmadı. 

Savcı, Danıştay’a itiraz etti...


Devamını Oku >>

17 Eylül 2013 Salı

Soysuzlaşan Medya 5

TMSF Medya Mafyası mı?

Mali yapılarındaki bozulma nedeniyle el koyduğu yayın organlarına
el koyduktan sonra, yöneticilerini,  yazarlarını atıp 
yerlerine AKP yanlısı, dahası eski AKP milletvekillerini oturtan, 
ardından devlet ihalelerine giren müteahitlere ihalesiz ve pazarlıksız 
peşkeş çeken TMSF'nin yaptığı gasp değilse nedir? 
TMSF ekonomik gerekçelerle el koyduğu yayın organlarının
editoryal kadrolarını değiştirme hakkına sahip değildir, 
bu kesinlikle yasa dışı hukuka aykırı bir operasyondur, 
darbecilere özgü bir pervasızlık ve yasa tanımazlıktır...

 Taraf, Maliye Bakanlığı’nın üç şirket ile yaptığı uzlaşma toplantılarının kararlarını ulaştı. 
Buna göre, Cengiz İnşaat temsilcileri ile Maliye Bakanlığı temsilcileri, 
uzlaşma için 29 Aralık 2010 tarihinde saat 13.30’da biraraya geldi. 
Yapılan pazarlıklar sonucunda masadan kârlı kalkan kişi Cengiz İnşaat oldu. 
Cengiz İnşaat’ın 424.4 milyon liralık vergi borcu, uzlaşma sonucunda sıfırlandı.
Ve onlar da buradan sağladıkları kaynağı Akşam Gazetesinin finansmanında kullandılar..

Eski bir AKP milletvekiline emanet edilen Akşam Gazetesi
bundan sonraki tam anlamıyla yandaş yani, AKP yayın organıydı.
Ancak beklenmeyen bir şey oldu, 
Akşam'ın yeni sahipleri sürpriz bir kararla 
Gazeteyi almaktan vazgeçtiler...
Belki de diğer ortaklar Cengiz İnşaata sağlanan 
vergi kıyağının kendilerine de yapılmasını istediler..
 
Ekonomi kulislerinde dolaşan bilgilere göre, satış işleminin askıya alınmasında 
Limak ve Kolin Grupları’nın medya sektörüne girmek istememesi etkili oldu. 
Kulislerde, satış işleminin askıya alınması ile ilgili konuşulan bilgiler şöyle:

 Limak ve Kolin başından itibaren Akşam’ın alınmasına sıcak bakmadılar. 
Ancak, 
konsorsiyum ortaklığı nedeniyle Akşam gazetesinin alımında da yer almak zorunda kaldılar.

 Üç patron, hisse devir işlemi yapılmadan medya şirketinin borçları ve 

bundan sonraki süreçle ilgili fizibilete yaptı. Yapılan çalışmada, alınacak 
medya kuruluşlarının milyonlarca dolarlık borcu bulunduğu belirlendi. 
Bu da, patronları medyadan daha da soğuttu.
SATIN ALMADAN VAZGEÇMEDE EN ÖNEMLİ NEDEN
Yönetime ve yazı işlerine karışamayacak olunması da patronların 

satıştan uzaklaşmasına yol açtı. Yapılan araştırmada, 
birçok gazete yöneticisinin uzun vadeli sözleşme yaptığı belirlendi. Yani, 
yeni patronlar gazetede istedikleri değişiklikleri yapamayacaklar. 
Bu gelişmeler de patronların Akşam satışından vazgeçmelerinde etkili oldu.
Satış gerçekleşmeyince TMSF, Devlet ihalelerine giren
yeni bir şirket bulana ya da havalimanı müteahitleri 
ikna edilene kadar kaldığı yerden devam edecek..

YANDAŞ MEDYAYI ETHEM SANCAK İTİRAF ETMİŞTİ
Peki bunu nasıl yapıyorlar, işte aşağıdaki örneklerde 
olduğu gibi tek merkezden yönlendirilen manşetler,
talimatla yazılan haberler, AKP çizgisinde yazarlar...
Sanki sözleşmişler gibi tek tip manşetler. 
Üstelik geçmişteki askeri vesayetten yakınırken,
sivil vesayetin talimatıyla hazırlanan gazeteler..
Yandaş basının en önemli hizmetlerinden bir de,
yönlendirilmiş, manipüle edilmiş seçim anketleri..
Belli araştırma kuruluşlarına yaptırılan sözde anketler,
AKP iktidarının en önemli moral kaynağı ve seçmene 
dönük en büyük aldatmaca olarak sıkça tekrarlanıyor
AKP Medyasına iktidar her türlü desteği veriyor,
muhalif basını milyarlık vergi cezalarıyla sindirirken
yandaşlara her türlü vergi kolaylığı sağlanıyor..
Albayrak’ın borcu da kuşa döndü
Gezi Parkı Eylemleri’ne yönelik sert eleştiri içeren yayınları ile
dikkat çeken Yeni Şafak Gazetesi’nin sahibi olan Albayrak Grubu’nun, 
yaklaşık 56 milyon liralık vergi borcu 1.2 milyon liraya düşürüldü. 
Tutanağa göre, şirketin talebi üzerine Maliye Bakanlığı 
Gelir İdaresi Başkanlığı yöneticileri ile grubun temsilcileri, 
21 Eylül 2010 tarihinde ve saat 15.30’da uzlaşma için masaya oturdu. 
Uzlaşma sonucunda grubun 55.7 milyon liralık vergi borcunun 
54 milyon 551 bin lirası silindi. bu operasyonla borç 1.2 milyon liraya indirildi..
Kanal A'nın 135. milyon borcu, 5.8 milyona indirildi
Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne yakınlığı ile bilinen Kanal A Televizyonu’nun 
vergi borcu da, uzlaşma sonucunda önemli ölçüde düşürüldü. 
Tutanağa göre, şirketin 135.6 milyon liralık vergi borcunun 129.8 milyon lirası silindi. 
Uzlaşma sonucunda şirket, sadece 5.8 milyon liralık vergi borcu ödedi.
Faizi ile 1 milyar lirayı sildiler
Maliye Bakanlığı vergi müfettişleri, üç şirkete toplam 615.9 milyon liralık 
vergi cezası kesmiş oldu. Devlet, uzlaşma sonucunda üç kalemde 
608.9 milyon liralık alacağından vazgeçti. Söz konusu ceza, sadece 
vergi ve gecikme cezasından oluşuyor. Aynı cezaya faizin de işletilmesi 
halinde toplam alacak tutarı 1 milyar lirayı ulaşıyor. Bu durumda ise, 
devletin vazgeçtiği alacak tutarı 993 milyon liraya kadar yükseliyor. 

AKP medyası oluşturmada her yol mübah, kimi zaman baskı, 
kimi zaman kredi avantajları, kimi zaman vergi kolaylıkları,
iktidarın talimatıyla  kamu bankalarından reklam desteği..




Devamını Oku >>

9 Temmuz 2013 Salı

PENGUENLER KUTUPTA GÜZEL

TOMA'LAR VE GAZCI POLİSLER YOLUMUZU KESTİ...

Gazeteciler Forumu olarak,12 Temmuz akşamı 
Galatasaray'tan Taksim'e yürümek için toplandık
AKP'nin vesayetindeki gazeteleri televizyonları,
basına uygulanan baskıları protesto etmekti amacımız..


"Penguenler kutupta güzel"
Sloganıyla yürüyecektik, ancak TOMA'lar ve gaz maskelerini takmış
saldırıya hazır polisler yolumuzu kesti..
.

Gazeteciler Galatasaray'daki protestoyu oturma eylemi olarak gerçekleştirdik,
aramızda besleme Mısır basını yoktu, bağımsız gazeteciler oradaydık..


Devamını Oku >>

20 Haziran 2013 Perşembe

Halkıyla inatlaşan Devlet

Ne yaparsan bir fazlası
            Yaratıcılık yoksa onlar ne yapıyorsa sen de yap…

-Gezi Parkı Çocukları ağaçların kesilmesini önlemek için eylem başlattılar,
eyleme Dünya’nın dört bir tarafından destek gelince anında çevreci kesildiler, 
Gezi Parkında ağaç gölgelerine bile fidan dikiyorlar…

-Gezi Parkı Çocuklarını desteklemek için milyonlar Taksim’e aktı, 
istersem ben de toplarım diye belediyeleri seferber etti 
beleş vapurlar seferleri koydu…

-         Gezi Parkı Çocukları, hepsi okumuş çocuklar diye anket açıklandı, 
polislerin eline kitap tutuşturup okutmaya başladılar…

-         Duran adam eylemi etkili olunca, hemen birkaç kindar getirip sap gibi diktiler meydanda, eylemin anlamını hiç kavrayamadan…

Devamını Oku >>

16 Haziran 2013 Pazar

Tayyip'in milisleri destan yazıyor

Tayyip'in milisleri işte böyle destan yazdılar;
Yer; Osmanbey...
Metro'nun çalışmadığı, Taksim'e gidişin yasaklandığı günler
Polisler Taksim'e giden tüm yolları kesmişler,
karşıdaki direnişçiler ilerlemeye çalışıyorlar
taş falan yok ellerinde, sadece slogan atıyorlar.
Ve polis gaz bombalarıyla gruba hücum ediyor.



Devamını Oku >>

35 yıl sonra Taksim'de ve ülkemde değişen bir şey yok...

Ne değişti?
Askeri vesayetin yerini polisiye vesayet aldı
Taksim'de 35 Yıl önce çektiğim fotoğraftan sonra
bunca yılda hiç bir şeyin değişmemiş olması çok acı...
Yıl 1978
Askeri vesayeti bitirdik diyenlerin, 
polis devleti yaratma çabalarının fotoğrafıdır bu...

Yıl 2013
35 yılda dönüp dolaşıp aynı noktaya geldik...

Devamını Oku >>

5 Haziran 2013 Çarşamba

Kırmızılı kızdan rol çaldılar...

Hasan cemal ve Cengiz Çandar'dan Tornistan

                                 Fotoğraf: Osman Onursal

Herkes onu Kırmızılı Kız olarak tanıdı, Gezi Parki Direnişinin simge adıydı Ceyda Sungur.
"Dün Taksim Gezi Parkı’nda yaşanan polis şiddeti hiç şaşırtıcı değil. Özellikle 1 Mayıs’tan sonra en küçük bir protestoda dahi son derece orantısız bir polis şiddetine ve insan hayatını tehdit edecek boyutta biber gazı kullanıldığına şahit oluyoruz. İnsan hayatını bu nebze tehlikeye atan kimyasal bir silahın kullanılması kesinlikle yasaklanmalıdır. Açık ki, kent hakkını savunan her yurttaş, en temel demokratik hakkını kullanmak isteyen her işçi, üniversitesini ve bilimi savunan her öğrenci ya da akademisyen, dün benim maruz kaldığım polis şiddetiyle hatta daha da fazlasıyla her an burun buruna" diyordu

Ya Bunlar!

Hasan Cemal ve Cengiz Çandar, Tayyip'in uçağının sürekli konuklarıydılar, taa ki kovulana kadar.
Hasan Cemal'in Tayyip'e verdiği destek, referandum öncesi "YETMEZ AMA EVET" sözleriyle slogan haline geldi. Tayyip'in demokratik bir Anayasa yapacağına Tayyip'ten çok inandı Hasan Cemal.
Cengiz Çandar Tayyip'in Suriye politikasının kayıtsız şartsın destekleyen, Reyhanlı'da ölen insanları, 
projenin maliyeti olarak gören, içimizdeki bir Neocon ya da Pentagon...
Hasan Cemal ve Cengiz Çandar en küçük eleştirilerinde bile fırça yedikleri Tayyip'ten 
hiç umut kesmediler, taa ki Tayyip onları uçaktan indirene kadar.
Taksim Gezi Parkında bir çevre eylemi olarak başlayan olaylar
 Türk Halkının Demokratik Direnişine dönüşürken,
 rüzgarın yönünün değiştiğini gören Hasan Cemal, Cengiz Çandar
anında yelkenlerini bu yeni rüzgarla şişirmekte gecikmediler.
Bir anda geçmişi, Tayyip'le birlikte geleceğe baktıklarını hemen unuttular. 
Demokrasi bayrağını birilerinin elinden kaptıkları gibi, yine öne geçmeyi başardılar,
Direnişin sembolü Kırmızılı Kızın bile gerilerde bırakıp demokrasiye doğru  koşmaya başladılar
Reyhanlı'daki patlamada ölenleri işin maliyeti gören Cengiz Çandar, 
Gezi Parkı eylemcilerine selam göndermekte gecikmedi...
"Başta İstanbul halkı ve gençliği, Türkiye’nin demokratikleşmesi 
mücadelesinin kahramanlarını sevgiyle selamlıyorum!"
Yetmez ama evet propagandasından bu kafanın barışı getiremeyeceği inancına varan
Hasan Cemal Tayyip'i diktatörlükle suçlayacak kadar ileri gidemese de , kibirli olmakla suçlayarak tavrını koydu. Hasan Cemal'e göre Tayyip'in bu çok sert tavrı 
Kürt sorunun çözümünü bile engelleyebilirdi...
Türk Basın Tarihi 
ve Halkın Belleği sizi hiç bir zaman iyi hatırlamayacaktır,
Ne yaparsanız yapın.




Devamını Oku >>

2 Haziran 2013 Pazar

Provakatör; Başbakan ve onun polis giysili milisleridir...



Kimse olayları sadece parka sahip çıkmak olarak algılamasın, 
Başbakanın küstah, aşşağılayıcı ve inatçı tavrı ile
 polis üniformalı milislerin aktivistlere karşı kindarca saldırısı provoke etmiştir olayları...
Provokatör aranıyorsa o provokatör Başbakan Tayyip'tir...
Milyonu aşkın kişinin geçtiği Taksim'deki hasar, abartılacak, önemsenecek bir hasar gibi sunulmasın, 
oraya çıkan kalabalıklar olgun ve sağ duyulu olmasalardı polisin tavrı karşısında
 taş taş üzerinde kalmazdı Harbiye'den Tünel'e kadar...


Olayların başladığı ilk gece, mobese kameraları kapatılarak, 
belediye zabıtalarının etrafı kırıp döktükleri, çadırları yaktıkları iddialarını yalanlayamadılar.
Çadır yakan bir sivilin belindeki zabıta aksesuarı onları ele vermiştir.
Sonuç olarak gücünüzle şaşkına dönüp kontrolunuz kaybederseniz,
o üzerine ölü toprağı serpildiğini düşündüğünüz, 
televizyon dizileriyle uyutulduklarını sandığınız halkın sabrı taşar sokaklara dökülür.
Dün kızımla birlikte Mecidiyeköy'den Taksim'e yürürken bunu gördüm, 
her yaştan, her sosyal çevreden insanlar vardı ve kimse organize değildi. 
Bir anda ekranlarda az da olsa gösterilenler çileden çıkarmaya yetmişti herkesi...
Yürüdükçe kalabalık arttı, Radyoevinin önünden gaz atıyorlardı 
ama insanlar durmuyorlardı, gazın dağılmasını bekleyip yürümeye devam ediyorlardı.
Genç insanlar talcid ve sütle hazırlanmış spreyler sıkıyorlardı çok etkelenenlerin yüzüne..
Kalabalık çok artmıştı ve barikatların kaldırıldığı haberi geldi,
Çok kısa süre sonra Gezi parkının içindeydik 
ve işte tam bu sırada parkın içindekilerin üzerine onlarca gaz bombası atıldı,
polis giysili milisler resmen halkına tuzak kurmuştu,
bu korkunç, ahlaksızca bir saldırıydı.
Parkın içinden Taksim üzerine helikopterlerden gaz bombası yağdırıldığını görüyorduk,
topyekun bir saldırı başlatmışlardı ve artık olay kesinlikle bir çevre direnişi sınırlarını aşmıştı...
38 yıldır gazeteclik yapıyorum, böylesine halka düşman 
polis demeye dilim varmıyor milis gücü görmedim,
acımasızca ve kin kusarcasına saldırıyorlardı.
Bugün ortalık saki, ancak halkımız Aşil'i topuğundan vurmuştur.
O milyonlar bundan sonra meydanları gericilere, rantçılara, hırsızlara bırakmayacaklar,
bundan kesinlikle eminim ve akşam umut dolu ayrıldık Taksim'den...
Geçen haftaki kadar kötümser değilim artık, 
halkıma, insanıma güvenim artarak bakıyorum önümüzdeki günlere...
Devamını Oku >>

1 Haziran 2013 Cumartesi

BBC; Gösteriler Erdoğan'a karşı öfkeye dönüştü.


Rus Televizyonu: Türkiye'de ayaklanmalar, barikatlar, sokak savaşları yaşanıyor.G


BBC: Mahkeme ağaçların sökülmesini geçici olarak durdurdu, ancak gösteriler Erdoğan'a karşı öfkeye dönüştü.

The Guardian: Bu gösteriler Türkiye için alışılmadık, çünkü genç yaşlı, sağcı solcu, Kürtçü Türkçü herkesi bir araya getirdi.


Financial Times: Alışveriş merkezi protestosu olarak başlayan gösteriler Erdoğan iktidarına karşı bugüne kadarki en büyük gösterilere dönüştü.


Al Monitor: Ilımlı siyasi İslam Türkiye'yi ılımlı şeriata götürüyor.


France24: Gösteriler Taksim Meydanı'nın tahrip edilmesini protestodan AKP iktidarını protestoya dönüştü. Hükümetin hesabı ters tepti.


CNN: Gösteriler giderek büyüyor. Polis müdahalesi halkı daha çok parka çekiyor.


Devamını Oku >>

Tayyip'i getiren güç, götürür de...

Deliğe mi süpürüyorlar acaba...


AKP'yi hetiren güç, getirdiği gibi götürecektir. Bunun işaretlerini Türkiye'de aramak beyhude olur. Uzaklara bakmak gerekir AKP'nin kaderini anlamak için. Özellikle de Tayyip Erdoğan'ın son ABD gezisine; 
Yağmurlu bir havada Beyaza Sarayın Gül Bahçesinde şemsiyeler altındaki medyatik görüntüler ya da Başkan Obama'nın Tayyip Erdoğan'ın kızlarına düzdüğü özgüler değildi işin aslı, göstermelikti her şey.
Akşam Kırmızı Odada konuşulanlardı önemli olan, ancak orada konuşulanlarla ilgili açıklama yapılmadı, yandaş medya da akşamın hiç üzerinde durmadı yağmur altındaki  küçük gösteriyi yorumladı sadece.
Oysa çok önemli konular konuşuldu orada; Özellikle Suriye'de El Kaide ile ilişkili gruplara verilen koşulsuz destek konusunda uyarıldı Tayyip Erdoğan. Taşeron olarak kalması, kendisine verilen görevlerin dışına çıkmaması istendi. AKP sözcüleri her ne kadar suçu başkalarının üzerine atsalar da 
Adana'da eyleme hazırlanan teröristlerin Suriyeli muhaliflerle bağlantılı olmaları, 
bardağı taşıran son damla oldu.
Yine ABD'de kapalı kapılar ardında konuşulan önemli konu;
 Tayyip Erdoğan'ın Bağdat'ı devre dışı bırakarak Kuzey Irak Bölgesel Yönetimiyle petrol anlaşmaları imzalamasıydı. Obama ve ABD Dışişleri Bakanı, 
bu konudaki rahatsızlıklarını Tayyip Erdoğan'a ilettiler.
Tayyip Erdoğan'ın İsrail politikası ve özellikle de tüm Filistinlilerle değil 
sadece Hamas'la yakın ilişkide bulunması da rahatsızlık vericiydi ABD yönetimi için.
Keza terörü desteklemekle suçlanan Sudan'lı Ömer Beşir'le ilişkileri de sorgulanıyordu.
Özetlemek gerekirse, kendilerini getiren güce rağmen oyun kurmaya kalkışmışlardı. 
Bir şeyi unutmuşlardı; Ergenekon planının Pentagon'da hazırlandığını. 
Bavul dolusu belgelerin nereden geldiğini, Kozmik Oda hikayelerini unutmuşlardı, 
generalleri kendisini cezaevlerine tıktığına da inanmaya başlamıştı. 
Oysa bu bölgenin bir gerçeği vardı; Bu ülkelerde öyle ya da böyle lider olanlar, 
görev süreleri kadar iktidarda kalabilirler. 
Kendilerine verilen görev tamamlandığında, kendilerini göreve getirenleri unuttuklarında, kendilerini göreve getirenler için tehlikeli olmaya başladıklarında işleri biter.
Tayyip Erdoğan'ın danışmanı Cüneyt Zapsu, ABD'lilere;
 "Bu adamı deliğe süpürmeyin, kullanın bu adamı" dememiş miydi?
Kimbilir belki de son kullanma tarihi geçti...
Devamını Oku >>

31 Mayıs 2013 Cuma

22 Milyar Dolarlık aldık,11 Milyar Dolarlık sattık

Müflis tüccar vaziyetleri...


1O Yılda IMF'ye 23 Milyar Dolar borç ödedik diye övünürken, geçtiğimiz Nisan ayında Cumhuriyet Tarihinin en büyük cari açığını verdik. Türkiye'nin aldığıyla sattığı arasındaki fark bir ayda yüzde 55 artarak, 10.3 Milyar Dolar oldu...
Türkiye dışarıya 12.52 Milyar Dolar mal sattı, yurt dışından 22.82 Milyar Dolarlık mal aldı...
Aldığından fazlasını satamıyorsan içerdesin demektir, halka kimse masal anlatmasın
Başka bir deyişle Bin Türk Lirası  maaş alan emeklinin, kredi kartıyla 2 Bin Türk Lirası harcaması gibi bir durum...

Devamını Oku >>

Rant büyük, Vahşi Batı kuralları geçerli


Gaz yetmedi, gerçek mermi bile kullanabilirler...


Kimse Taksimdeki ağaçların altında yatan defineden vazgeçeceklerini sanmasın...

Cumhuriyet Tarihinin bu en büyük rantını ele geçirmek için,

Tahrir havası yaratmaya çalışıyorlar, tepkileri kendilerince yorumlayıp gazın ötesine geçebilirler...

Polis ya da milis her neyse onların saldırılarındaki acımasızlık,
bir çevre hareketini bastırmanın çok ötesinde...
Kimbilir belki de Taksim Milat olur...
Devamını Oku >>

Taksim Gezi Parkı Savaşının altında 4.5 Milyar Dolar'lık define yatıyor.

Çevrecilerle rantçıların savaşını kim kazanacak?

Peki gerinerek zaferlerini bu fotoğraf karesinde ölümsüzleştiren gazcı polisler neye hizmet ettiklerinin farkındalar mı acaba?


Amaç tarihi yeniden canlandırmak mıdır, yoksa Cumhuriyet Tarihinin en büyük rantını ele geçirmek midir?
Taksim Talimhane'de sokak arasında 135 metrekare bir arsa 8 Milyon Dolara satılıyor, 
İnternetten bakın yine Talimhane sokaklarında 225 Metrekare arsa için istenen rakam 
tam 15.5 Milyon Dolar (Yazıyla On beş milyon 500 Bin Dolar)
Gelelim Gezi Parkına; Taksim'den Elmadağ'a uzanan 350 Metre uzunluğundaki parkın 
toplamı 60 Bin Metrekare.
Parkın bir köşesinde 15 Bin Metrekarelik alanda Ceylan Otel bulunuyor,
Gezi Parkında otel çıkınca geriye kullanılabilir 
tamı tamına 45 Bin Metrekare alan kalıyor.
Talimhane'nin ara sokaklarında bile arsa metrekaresinin 70 Bin Dolar olduğu düşünülürse, 
Gezi Parkının Metrekaresi için varsayacağımız fiyat hadi 100 Bin Dolar olsun.
45 Bin Metrekare çarpı 100 Bin Dolar eder 4.5 Milyar Dolar.
Açık arttırma olsa Metrekaresi 150-200 Bin Doları da bulur ve değeri !0 Milyar Dolar'a yaklaşır.
Hiç masrafı yok, maliyeti yok, ağaçları kesmek yeterli inşaata başlamak için.
İşte Topçu Kışlası, tarihi canlandırmak dümeninin arkasında böylesine büyük bir define yatıyor.
Devletin polisini milis gibi kullanarak, gazla, tazyikli suyla, copla ele geçirmeye çalışacaklar.
Vazgeçmeyecekler, çünkü vazgeçilemeyecek kadar büyük bir rant yatıyor o ağaçların gölgesinde.
Peki o ağaçların ardına saklanmış kimler, ellerini ovuşturarak bekliyorlar dersiniz?

Devamını Oku >>

30 Mayıs 2013 Perşembe

Taha Bey Günaydın...


Bir Sosyolog olarak bunu anlamakta çok geç kalmadınız mı?



"Ananı da alda git" derken ya da hoşuna gitmeyen bir soruyu soran gazeteciye "Sen sarhoş musun?" diye çıkışırken, AKP gençliğine "Dininizin ve kininizin sahipçisi olun derken" anlamadınız mı. "Ya taraf olacaksınız ya da bertaraf" dediğinde de mi anlamadınız Taha Bey, gaziye "O oy senin olsun!" diye çıkışan kimdi? Eleştirileri; "Nankörlük etmeyin" diye yanıtlayan, "Gazeteci gibi soru soracak yok" diye basına ayar çeken, televizyonda kendisine soru soracakları bizzat kendisi belirleyen, Bekir Coşkun'a "Beğenmiyorsan çık git bu ülkeden" diyecek kadar kontrolunu kaybeden birini yeni mi çözdünüz Taha Bey, bunca yılın deneyimine yazık, oysa ilk görüşte anlamalıydınız. Çocuklar bile buna anladı ama siz anlayamadınız, sonunda Cumhuriyet yasalarını yapanlara "İki sarhoş" deyince dank mı etti bundan da emin değilim.

Devamını Oku >>