ORADAYDIM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ORADAYDIM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Ocak 2014 Pazar

KADINLAR ÖLDÜRÜLÜRKEN NEREDEYDİNİZ POLİSLER...

KADINLAR ÖLDÜRÜLÜRKEN 
GÖRÜNMEYEN POLİSLER 
ŞİMDİ NEDEN BURADASINIZ?
Yazı ve fotoğraflar: Namık Koçak
"Kadınlar ölüyor, AKP çalıyor..."
 Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Tünel'den Taksim'e 
yürüyecek, bu sokaklarda bir kez daha kadınların yaşam hakkının 
çalındığını haykıracaklardı. 2013 Yılında öldürülen 237 kadının 
hakkını aramak için sokaktaydılar, ancak polisler onları yürütmediler.
Onlar da polislerin yüzüne "Onlar ölürken neredeydiniz, şimdi niye
buradasınız" diye bağırdılar, polis kalkanlarına göğüs gerdiler..
Az sayıda kadındılar belki, ancak inaçlı, dirençli ve öfkeliydiler,
boşandığı eşi tarafından bıçaklanarak öldürülen Ayşe Paşalı,
eşi tarafından 11 yerinden bıçaklanarak öldürülen Fehiye Gökçen 
ve baba evinde havalı tüfekle vurulan Hatice Balta da oradaydılar..
Sivil polisler yürümelerine engel olmak için barikat kurdular, 
kadınlar geri adım atmadılar ve polislerin üzerine yürüdüler
 Sivil polis barikatı dağılınca arkada bekleyen kalkanlı polisler kadınlara 
engel olabilmek için öne çıktılar, ancak kadınları durdurmak çok zordu..
Robokop giysili polisler, kalkanlarıyla kadınları geri çevirmeyeçalıştılar 
ancak, öldürülen kadınlar için yürümek isteyen kadınlar direniyorlardı..
Kalkanlı polisler kadınların Tünel'den Taksim'e yürümelerini engellediler 
ancak dağıtmayı başaramadılar, inandıkları dava için müthiş bir mücadele
sergileyen kadınlar kalkanlara meyden okuyarak bildirilerini okumaya çalıştılar..
Kadınların direnişi  karşısında kalkanlı polisler çaresiz kaldılar 
ve Tünel Meydanında göğüs göğüse mücadele yaşanırken,
göstericiler "Kadınlar ölüyor, AKP çalıyor" diye slogan atıyorlardı..
Sonunda kadınların öldürülmesine karşı mücadele veren, kadın ölümlerine 
karşı duyarsızlığı protesto eden kadınlar kazandılar. Rabia eylemlerini 
engellemek bir yana yardımcı olan polisler, böylesine insani ve ahlaki amacı 
olan bir gösteriyi kaba güçle engellemek için çok büyük mücadele verdiler 
ancak kadınların haklı direnişini kalkanlarıyla bile kıramadılar.. 
Ve söz kadınlarda, "Kadınlar öldürülürken neredeydiniz, şimdi 
neden buradasınız" diye sordular. "Her kadının başına polis mi 
dikeceğiz diyordunuz, şimdi burada her kadının karşısına nasıl 
beş polisi dikebiliyorsunuz" diye öfkelerini haykırdılar..
Polislerin burunlarının dipinde, kalkanlarla göğüs göğüse tepkilerini
polislerin yüzüne bağıra bağıra söylediler ve söylediklerinde çok 
haklıydılar. Diyeceklerini bitirdikten sonra sessizce dağıldılar..






Devamını Oku >>

9 Aralık 2013 Pazartesi

GEZİ DİRENİŞİ GÜNLERİNDEN KALANLAR

Fotoğraflar: Namık Koçak






Devamını Oku >>

3 Ekim 2013 Perşembe

Türban eylemleri böyle başlamıştı

80'ler...
BAŞARDILAR MI?
Fotoğraflar  Namık Koçak


Devamını Oku >>

11 Eylül 2013 Çarşamba

Erzurum Depremi













Devamını Oku >>

Miting Gibi Cuma Namazı

Cağaloğlu Meydanı 1989

Cezeri Kasım Paşa Camii

Cağaloğlundadır.İlk olarak Cezeri Kasım Paşa (Döneminde Koca Kasım Safi Çelebi Paşa adıyla tanınırdı) tarafından 1515 yılında yaptırılmıştır. Cezeri mahlası (Lakabı), Cizreli’nin Arapça teleffuzundan gelmektedir. (Aynı isimle yine aynı kişi tarafından yaptırılan Eyüp’te başka bir cami daha vardır.) Cami Sultan Abdülaziz tarafından 1868 yılında kagir olarak tekrar yapıldı. Cağaloğlu meydan düzenlemesi sırasında yıkılarak günümüzdeki haliyle tekrar inşaa edildi.
Caminin yeniden açılışı cuma gününe rastlıyordu ve 
İstanbul Üniversitesinde türban eylemlerinin başladığı günlerdi
Namaz saati yaklaşırken, bir anda tüm sokaklardan 
Cağaloğlu Meydanına doğru insan seli akmaya başladı.
Trafik durdu, otomobiller, belediye otobüsleri sokaklarda
namaza duranların arasında sıkışıp hareketsiz kalakaldı..
Binlerce insan aynı anda Cağaloğlu Meydanında namaza durunca,
namaz da ibadetin ötesinde adeta bir mitinge dönüşüyordu..
Tekbir sesleri yankılanıyordu İstanbul Basının Kalbi Babıali'de.
Aslında basının türban eylemlerini eleştiren tavrına karşı bir 
meydan okumaydı miting havasında geçen bu toplu namaz.. 




Devamını Oku >>

28 Ağustos 2013 Çarşamba

savaş ve yaşam

Başkadır Ortadoğu'nun savaşları,
bir yanda savaş öte yanda yaşam sürer...


Lübnan'da 1975 yılından 1990'a kadar süren iç savaşta 200 Binden fazla insan öldü. 
FKÖ "Filistin Kurtuluş Örgütü" ile Hristiyan Falanjist Milisleri arasındaki savaşta,
Başkent Beyrut barikatlarla doğu ve batı olarak ikiye bölündü. 
Günlük yaşamla savaş birbirine karışırken çatışmalar Lübnan'ı harabeye çevirdi.
1982, 83, 85 ve 86 yıllarında beş kez gittiğim Beyrut'ta savaşı ve yaşamı görüntüledim.









Devamını Oku >>

Ölüm 20.nci karede bekliyordu...

1Mayıs 1989

Taksim'den Kasımpaşa'ya,

2 Kilometre, 35 Dakika, 20 Kare Fotoğraf

Ve Ölüm

1 Mayıs'ı Taksim'de kutlamak, 1 Mayıs !977'de ölenleri anmak
istiyorlardı. Ancak Polis Fransız Konsolosluğu önünde barikat
kurmuş, İstiklal Caddesinden Taksim'e çıkışı kapatmıştı..
Galatasaray'dan yürüyüşe geçen göstericiler, İstiklal Caddesi
boyunca omuz omuza yürüyorlar, polis barikatını aşmakta kararlılar..
Sloganlar atarak İstiklal Caddesini geçen göstericiler, Fransız 
Konsolosluğu önündeki polis barikatını gördüler, ancak durmadılar.
Herkes nefesini tutmuş olacakları bekliyordu..


Sonunda göstericilerle polisler karşı karşıya geldiler, polis
şefleri megafonla anons yaparak dağılmalarını istiyorlardı..


Ancak kimsenin Taksim'e birkaç metre kala dönmeye niyeti yoktu,
inatla polis barikatının üzerine yürüdüler, çatışma kaçınılmazdı..
Taksim'e çıkışı engellemek için barikat kuran polisler,
üstlerine doğru gelen göstericilere beklenenden sert tepki gösterdiler..
Polislerin ellerindeki coplar her zamanki gibi lastik değildi,
sert ve uzun coplarla saldırdılar göstericilere..
Taksim'e yürüyen kalabalığın elinde hiç bir şey yoktu, ne bir taş 
ne de bir sopa. Acımasızca saldırdılar göstercilerin üzerine..
Ortalık karıştı, göstericilerin arasında kızlar da vardı, yerlere düşenler
ezilme tehlikesi atlatanlar oldu, coplar havada uçuşuyordu..
Ayakkabıları ayaklarından fırlamış, can havliyle yerden kalkıp
kaçmaya çalışıyorlardı, polis kaçanları coplamayı sürdürüyordu..
Kalabalık dağılmıştı ancak yere düşenleri ve kalkamayanları
toplamaya başladı polisler, yakaladıklarını sürükleyerek götürüyorlardı.
İstiklal Caddesinden kaçanlar, Tarlabaşı Bulvarına indiler,polis peşlerindeydi ve 
Karakoldan çıkan polisler havaya ateş ederek kalabalığı dağıtmaya çalışıylardı
Tepebaşı'nda polis araçlarının yolunu kesmek için çöp varillerini 
devirmeye başladılar, Akif Dalcı da o grubun içindeydi 
(Önde kahverengili gencin arkasındakiremit rengi tişörtlü genc Mehmet Akif Dalcı)
Tepebaşı'ndan Şişhane'ye gelen grup burada gördükleri bir 
polis aracına taşlarla saldırdı ve bir taş yağmuru başladı..


Taş yağmura altıda kalan polisler, araçları terkedip kaçmaya başladılar.


İşte tam bu sırada motosikletli bir trafik polisi, motosikletinden 
inip göstericileri dağıtmak için havaya ateş etmeye başladı.
Bu arada olay yerine karakol polisleri ve bekçiler rastgele Kasımpaşa
yönüne kaçan göstericilerin üzerine ateş açmaya başladılar..
İşte tam bu sırada bir grup sivil polis ortaya çıktı, onlar havaya falan
değil doğrudan göstericilerin üzerine ateş ediyorlardı..
Arkada elinde tabancasıyla uzaklaşan, ilk ateşi açan trafik polisiydi 
ve birkaç ay sonra silahlı bir saldırı sonucu öldürüldü..
Bu kurşun yağmurunun ardından, silahlar sustuğunda Şişhane'den Kasımpaşa'ya
inen yolun sonunda kanlar içinde bir genç yatıyordu. Başından vurulan genç, 
az önce Tepebaşı'nda çöp bidonlarını devirenlerin arasındaki 
Mehmet Akif Dalcı'ydı ve maalesef artık yaşamıyordu.


Devamını Oku >>