3 Aralık 2014 Çarşamba
2 Aralık 2014 Salı
Hepiniz aynı uçaktaydınız
Hepiniz aynı uçaktaydınız...
Ertuğrul Özkök, Hasan Cemal, Fatih Altaylı,
Ekrem Dumanlı, İsmail Küçükkaya, Mustafa Karaalioğlu...
Ertuğrul Özkök, Erdoğan'ın Türkiye'yi değiştireceğine,
demokratik reformları yapacağına inanıyordu. Halkın
yaşam biçimine müdahale edilmeyecekti, çünkü Başbakanın
uçağında şarap içebilmişti, bu çok önemli bir işaretti
Özkök için, ancak uçağa son binişi oldu daha da Erdoğan'ın
uçağına davet edilmedi. Bir kadeh şaraba uçak biletini yaktı...
Günümüzün muhalif yazarları, Başbakan Erdoğan'ın
uçağında değişmeyen konuklar olarak çok seyahat
ettiler, Şamil Tayyar vardı bu keyifli yolculuklarda.
Hasan Cemal, Erdoğan'ın "Hasan Abisi" idi,
referandum'da "Yetmez ama Evet" diyerek koşulsuz
destek vermişti kardeşine, bugün "Endişeleyim" diye
yazıyor. Bir yanılgı mıydı, öngörü eksikliği miydi,
çıkar ilişkileri vardı da sonlandırıldı mı? Her ne
olduysa artık Hasan Cemal; keskin bir muhalif...
İlk günlerde uzak gezilere THY uçaklarıyla çıkılıyordu,
henüz masalar koltuklar yoktu, koridorda ayaküstü
sohbetlerin tadına doyulmuyordu. Başbakan anlatıyor
onlar dinliyorlardı, her uçuştan bir manşet çıkıyordu...
O anlatıyor yolcular dinliyorlardı, soru sormak yasak
değildi ancak, kimse aklından geçeni soramıyordu...
Henüz 17 Aralık yolsuzluk operasyonu yapılmamıştı,
ayakkabı kutuları, 700 binlik kol saati ortaya çıkmamıştı
paralel, kumpas yoktu, darbe çığlıkları atılmıyordu.
CHA Genel Müdürü Abdülhamit Bilici de henüz uçaktaydı...
Yeni Akit'ten Hasan Karakaya Tayyip Erdoğan'ın
uçağında önemli konuklardan biriydi. Habertürk'ün
türbanlı yazar kontenjanından Nihal Bengisu Karaca
hep dönem müdavimler arasındaydı. Doğan Grubunda
en güvendiği yazar Taha Akyol'du, tv tartışmalarında
soru soracakları seçerken Taha Bey ilk tercih oluyordu...
Körfez gezisinde her gruptan yöneticiler çağrılmıştı,
DHA Genel Müdürü Uğur Cebeci, AA Genel Müdürü
Kemal Öztürk, CHA Genel Müdürü Abdülhamit Bilici,
İHA Genel Müdür Yardımcısı İsmail Ballı ve TRT
Genel Müdürü İbrahim Şahin vardı uçaktaydı, not
olarak Başbakanın uçakta terlikle yolculuk yaptığıydı...
Sonra birden Yiğit Bulut çıktı ortaya ve çok önemli bir
yolcu oldu,ancak bakışları hiç de hoş değildi, uçakta
istemediğibirilerini gözden düşürmeye çalıştığı iddia
ediliyordu. Mustafa Karaalioğlu, Mehmet Ocaktan ve
İbrahim Karagül'ün ensesindeydi Yiğit Bulut ve
kader ağlarını örüyordu onlar için...
Ekrem Dumanlı'nın son uçuşlarından biriydi, ancak
aylar sonra Mustafa Karaalioğlu'nun işine son verildi,
yandaş basında şaşkınlık sürerken AA Genel Müdürü
Kemal Öztürk görevinden istifa ederek kafa karıştırdı...
Ertuğrul Özkök, Hasan Cemal, Cengiz Çandar,
Ekrem Dumanlı, Taha Akyol bir daha binemediler
uçağa. Artık yeni yolcular vardı, Yeni Şafak'tan
Abdülkadir Selvi, Havuz Medyasından Mahmut
Övür yerlerini almışlardı Erdoğan'ın uçağında...
Nihan Bengisu Karaca hala uçakta, Mahmut Övür de
yerini yadırgamamış, Başbakan da ondan memnun...
Ahmet Taşgetiren, Yavuz Donat ve Ali Bayramoğlu
ağır toplar, eski Taraf'çı Melih Altınok yıllardır
verdiği büyük mücadelenin semeresini görmüş
ve sonunda uçakta kendisine bir yer bulabilmiş...
İşte efsane kadro; Nihal Bengisu Karaca, Nagehan
Alçı, Akif Beki ve Abdülkadir Selvi. Erdoğan onlardan
çok emin, Özkök, Hasan Cemal ve Çandar gibi kendisini
satacaklarını hiç sanmıyor. Daha bir süre bu ekiple
yoluna devam edeceğe benziyor Cumhurbaşkanı...
Cumhurbaşkanı'nın uçağında Nihal Bengisu Karaca
hep var, Melih Altınok'la, Mahmut Övür yerlerini
sağlamlaştırmışlar. Gülay Göktürk de yıllar sonra kürkçü
dükkanına dönmüş. Bekir Hazar ve Ersoy Dede uçakta
yeniler. Akif Beki ye gelince o artık uçağın kıdemlisi...
25 Ekim 2014 Cumartesi
Cumartesi Anneleri 500. Hafta
5oo Haftadır İnançla, İnatla Geliyorlar...
Fotoğraflar: Namık KOÇAK
Kayıpları dönmeyeceğini biliyorlar,
ancak hesap sorulmasını istiyorlar...
BERFO ANA DA ORADAYDI
Oğlunun genç yaşta yaşam hakkı devletin resmi görevlileri tarafından
elinden alındığı gibi, yüreği yanık ananın da oğlunun mezarına gidip
bir gözyaşı dökme hakkı elinden alındı. Berfo Ana, devletten
alacaklı olarak mahşere gitti. Belli ki alacağı mahşere kalmıştır.”
KAYBETTİKLERİ YAKINLARININ
FOTOĞRAFLARIYLA GELDİLER
HER FOTOĞRAFIN ACI BİR ÖYKÜSÜ VAR
KARANFİLLERLE ANDILAR
HİÇ GÖRMEDİKLERİ YAKINLARI İÇİN ORADALAR
GALATASARAY'DA 500 GÜN
ÇOCUKLARININ GÖZLERİ ÖNÜNDE GÖTÜRÜLDÜ
1995 Yılından bu yana kayıp olan Fehmi Tosun'un eşi
Hanım Tosun o günü anlatırken yeniden geçmişi yaşıyor
gibiydi; "Dönmeyeceğini biliyorum, ancak hesap sorulması
için buradayım" diyordu diğer kayıp yakınları gibi...
YALNIZ DEĞİLDİLER
Galatasaray'daki 500.ncü buluşmada yalnız değildiler,
yüzlerce binlerce insan onları görüp, destek vermek için
olduğu yere çöktü kaldı. Bir anda müthiş bir kalabalık
oluştu kayıp yakınlarının çevresinde, acılarına ortak oldular.
6 Mayıs 2014 Salı
Yiğit Bulut'un Önlenemeyen Yükselişi...
Kim Tutar Seni
Yiğit Bulut
Duygusal, ancak etkili bir başlangıç, parlamentoya,
belki de bakanlık koltuğuna giden yolun henüz başında...
Hızını alamadığı anlar da oldu, çok yükseklerden uçtu,
ancak her söylediğinin not edildiğinin farkındaydı...
Övgülerinde şaşırtıcı bir çeşitlilik göze çarpıyordu...
Ölçüsüz övgü yeteneği ile gelecek için çok iddialıydı...
Dizginleyemediği hırsı yüzünden zaman zaman sınırları
aşıyor, sosyal medyadaki alaylı twitlere aldırmıyordu ...
İlk önemli başarısına tez zamanda ulaştı,Milletvekilliği için
acele etmiyordu, Başbakanın yakınında olmak önemliydi...
Hırsını, heyecanını bir türlü kontrol edemiyordu,
evrensel ölçekte örneklerle bir adım daha öteye gitti...
Başbakanın hassasiyetlerinin çok iyi farkındaydı,
hoşuna gidecek benzetmeleri hemen buluyordu...
Duyarlı, kendisini Başbakanın sağlığına, varlığına adamış
bir kişi gibi göstermeyi sunmayı çok iyi beceriyordu...
Zor zamanlarda hep arkasındaydı, yolsuzlukların kumpas
olduğunu, darbe girişimi olduğunu haykırıyordu tüm gücüyle...
Başbakan'ın yakınındaydı, devlet gücünü arkasına almıştı,
ancak işin maddi boyutu henüz beklediği gibi değildi.
Sonunda, Telekom Yönetim Kurulu üyeliğine atandı...
Gücün yanında parası da olacaktı artık, hem de
huzur hakkı, maaş falan derken ayda 40 Bin Lira...
Burada duracak mı sanıyorsunuz, bence bu onu kesmez.
Bekleyelim ve görelim, Yiğit'i izlemeye devam edin...
Kaydol:
Kayıtlar
(
Atom
)


.jpg)





















